Ana içeriğe atla

Siyah Nokta

 

   Birini, bir şeyi sevmek muazzam bir duygu. Zihnimizin o şeyle mesai yapması, hayatı ondan ibaretmişçesine yaşayıp tatması çok keyifli bir heyecan. Bu heyecanı yakalamak, yakalayınca bırakmamak için uğraşıp duruyoruz yıllarca. Kimimiz başarılı, kimimiz başarısız olsa da, bu duygunun güzelliğini en derin yaralara sahip olanlarımız bile inkâr edemiyor. Nihayetinde duygular cümbüşünde kaybeden tek taraf insan oluyor. Özlem ve sevgi, bir başka kalbi ısıtmak için yol alıyor…

   İyi veya kötü, bir şeyler yaşanıyor, duygular insanları eskitiyor. Sonra bir başka insan, aynı duygular, farklı sonlar… Zaten güzel tüm duyguların kamburudur son denilen. Bunun bilinci yok oluyor duyguların üst seviyeye taşındıkları sırada. Haliyle son gelip çattığında, insan olanca ağırlığıyla çakılıyor kendi derinliğine. Fakat son denilen nokta göğsünüze yuvalandığında bile özlem sizi bırakmıyor. Kalbiniz soğuyana kadar kahvaltılarınıza, izlediğiniz filmlere, yaptığınız spora, yalnız yürüdüğünüz sokaklara eşlik ediyor. Türlü düşüncelerin barındığı zihninizde, simsiyah bir nokta olarak oradan oraya taşıyor kendini. Siz onu fark edene dek tükenmiyor gücü. Fark ettiğinizdeyse gücü tükenen siz oluyorsunuz. Önce ılık bir hüzün sofrasına buyur ediyor o an, ardından özlediğiniz kişiye olan uzaklığınıza paralel olarak bir mutluluk doğuyor içinizde. Dilerim o vakit sizin için mesafe, şah damarınıza olan uzaklığınız kadar olsun. Aksi olduğunda, öğlen saatlerindeyken bile güneş batıyor bir yürek için.

   İnsan büyük ihanetlere kurban gitse dahi bir başkasını sevmeye, özlemeye muhtaç. Sosyal yaratıklarız, duygularımıza kulak vermezsek sağır bir hayat yaşarız. Böyle bir hayatın tahayyülünü dahi göze alamaz hiçbir kalp. İçimizdeki coşkuya daima kurban gideceğiz. Mutlak son pahasına, kısa zamanlara büyük duygular yerleştirmek için tükenmeyen bir çaba sahibiyiz. Yeter ki kalbinize sahip çıkın, köreltmeyin onu. Son olarak ne ha(ya)liniz varsa görün.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Mandy 2

Sen Güzelliğin kaynakçası, Susulanların cesareti, Ömrümün en manidar detayı Nasılsın Mandy? Yokluğunla, Beni terbiye eden temmuzdayız Yokluğundan, Terbiyeyi terk ettiğim temmuzdayız Üşürsen aynaya bak, Yazdan medet umma Güneşin feyzisin Sen, bembeyaz aydınlanırken Seni siyahla kandıracaklar Onlara geceleri uyumadığımı söyle Bu onlara yeter, unutma Özlemim başını ağrıtmasın diye Sana geleceğim gün yutmayı düşündüm  Özlemi yutmayı düşündüm, Sana geleceğim günü, Hayal bile edemezken Bu uzaklık, Damarlarımda karıncalanıyor Bu yabancılık, Bana adımı unutturuyor Yokluk yine adınla başlıyor Mandy, Olmadığın yerler açlıktan kanıyor Ne büyük bir afrikayım sensiz Her gece Süreya'lar içimi kemiriyor İçim Mandy, içim diyorum  Senden alasının, Teğet dahi geçmediği içim... Buralarda deniz, Kıyıdaki kayaları dövmekten usanmış, Göller kan kırmızı bir renk almış, Çocuklar oyun nedir unutmuş, Kelebekler kanatlarından vurulmuş... Yokluğun, Kimsenin gözünün yaşına bakmıyor Sevgili Mandy, Var olma...

Boya

Bendeki bu tufan, Senin yağmuruna değmedi Bunun hatırına, Hatırlasaydın beni nisanlarda Yahut bellemeseydin bana en uzakları, Güneş olmaya niyetlenirdim temmuzuna Tahammül, Aklımın orta yerinde astı kendini Taburesine çelme takan sen, Buna sebep aramaya korkan ben oldum Yazık... Kükresin şimdi boynumdaki urgan, Umurumda mı Yeterki tabureme ellerin değsin Sesin silik, izlerin bulanık Hafızamda eskiyen zerreni eşeliyorum Tanrı kabuklu yarayı sana, Uzun tırnakları bana vermiş  Sen bellemişken bana en uzakları Sen bensizlikle boyarken uzakları, Hoyratça kullanırken gözlerindeki boyaları, En asil siyahı bıraktın bana Ne kahve yapılıyor bu renkle sana, Ne de seni anımsatıyor bana Yemişim asaletini siyahın, Sensiz resim çizmez elim bir kere Kaldırdım attım aklımda bir köşeye  Artık renk değil bu, Sadece bir leke

Merak Açlığı

     Kitapların ulaşmadığı yerlere bunların temini yapılmalı deniyor. Kitaplardan önce o yerlere merakın ulaştırılması gerekiyor. Merak etmeden, arayış içinde olmadan raflarda duran kitaplar kendi anlamına kavuşamaz. Toplumun küçük bir kısmı da olsa, iyi bir şeyler inşa etmek istiyoruz, fakat bu isteğe ulaşan yol seçimini bazen yanlış yapıyoruz. Okunmayacak kitaplardan önce, okumayı merak eden zihinler yaratılmalı.    Çoğumuz gelecekte nerede olurum merakını güdüyor. Kendimi daha ne kadar geliştirebilirim denen merakın tozları bile yok zihinlerimizde. Bilinmezleri, kontrol edemediklerimizi kafamızda ölçüp biçiyoruz. Neticede elimizde somut hiçbir şey kalmıyor. Geleceği tahmin etmekten öteye gidememek bir kenara, mevcut şimdiki zamanı mantıklı kullanmak varken heba etmiş bulunuyoruz. Bugün, yarının acabalarını düşünerek birkaç kuruntu kazanırsınız. Fakat bunun yerine birkaç sayfa bir şeyler okursanız, üst seviyedeki halinize ulaşmak için bir adım atmış sayılırs...