Bazen yaşamın tarifini edemiyorum kendime. Tarife acıyı koysam eksik kalıyor, huzuru koysam fazla geliyor. Dengesizliğin esiri olan bir döngü sadece. Üstelik, bu saçmalığın nihayetinde bizi bulacak olan ölüm, ödül mü yoksa ceza mı belli bile değil. Bol hurili cennet tahayyül eden dindarlar için ölüm bir ödül olsa gerek. Fakat inançlı olman da çözüm değil, beceriksiz bir şekilde inandıysan cehenneme girmen olası. Tanrı ve benzer terimlerle zerre alakası olmayanlar için ölüm en az yaşam kadar anlamsız. Onların tek tesellisi, ölümün yaşam dedikleri saçmalığa son verecek olmasıdır. Bu teselli sayesinde inanmayanların arasında ölümün başı okşanıp duruyor. Zira bazen tek güzel ümit, bir sonun yaklaşması oluyor.
Bir insan elmayı mideye indirdi diye insanlık hala bedel ödüyor. Nasıl bir elmaysa artık, sekiz milyar insan oturup elma kemirsek yine telafisini yapamayız. Telafi işi çoktan askıya alındığından, yasak çiğneme konusunda gelişmeyi seçtik. Artık daha fantastik suçlularımız ve daha çok mezarlıklarımız var. Sizin anlayacağınız, konu elmayı armudu çoktan geçti. Rezaletin rahminde yaşıyoruz artık. Amaç, hedef, plan bunlar bizim için çok medeni kalır. Akşam haberlerini akşam yemeğine denk getirmeme çabasını taşıyoruz yalnızca. Zira kim iğrenç, kanlı, pislik görüntüler eşliğinde midesine hizmet etmeyi seçer? Üç maymunu oynamakta ustalaşmaktan da geri çekilmedik. Maymunlar performansımızı görse, havlamaya çalışırlar. Çabalarımızın sonucuna bakar mısınız, maymunları özünden etmek…
Tüm bunlara rağmen, sürü psikolojisini reddedip aramızdan sıyrılarak kendini yaratanlarımız da var tabi. Onlara bazen kitaplarda rastlıyoruz, bazen sinemada, bazen zirvede. Onlara rastladığımız anlarda da omurga sahibi olanlarımız tebriklerini sunuyor, sürüngenleri kıskandıranlarımız ise kusur arayışına giriyor. Neticede, koşul her ne olursa olsun egosunun ölçüsünü kontrol edemeyenler bir yerlerden mutlaka patlak veriyor. Hayat sizi, son nefesinizi verene dek durmadan yontacak. Bu süreçte sizin hangi tarafa eğilip büküldüğünüz, yontulmanın sonucuna etki edecek. Doğru yere hamle yapıp harika bir heykel olmak, anlamsız yere eğilip bükülüp bir taş parçasından öteye gidememek sizin ellerinizde. Tüketmekten öteye taşıyın hayatınızı, üretin… Bir fikir veya bir resim. İnsanların zihninde anlamlı bir kalabalık olun. Tek başınıza çoğul görünün. Kendinizi ulvi işlerle doldurun. İçinizi açıp baktıklarında, güneşin feyz alacağı bir ışık göremezlerse, bir gün ışığınız söndüğünde bu hayatta birkaç yıl yaşayan ışık zerresi olarak akıllarda kalırsınız. Aslında burada mesele, birilerinin aklında iyi kalma çabası gütmek değil. Birilerinin aklına kazınabilecek kadar büyük izler bırakabilmektir bu satırlardan payınıza almanız gereken husus. Ve son olarak ne ha(ya)liniz varsa görün.
Yorumlar
Yorum Gönder