Ana içeriğe atla

Çiçekler Ve Kalemler

 


   Yazgımda adını gördüm, ölü çiçekler ve sarı kalemler vardı etrafında. Bu devrin aşkı değildi, anladım. Anlamak baş belasıydı, hatırladım. Bacakları çürümüş dünyada, sana koşmak akıl kârı mı? Olmasa ne değişir, aşk zaten mantık dışı değil mi? Ve sen gönlünü mantıkla kirletmedin mi?

   Yaşatmak, erbabı olduğun yüce sanatındı, gönlüm aşina buna. Şimdilerde öldürmenin talebesi olmuş keskin cümlelerin. En azından diyordum, kıyında kalayım. Orada bile dik durmak güç artık. Dalgaların serinletirdi her zerremi bir zaman. Artık kurutuyor, tepemden ıslak bulut, önümden sel giderken dahi. Gönlün olsun... Güzel bir yangın seç benim için, alevlerim siyah olsun. Pembelerini kirletmesin külüm, uzak dur. En sivri cümlelerini seç, kaburgalarıma saplamaya başla. Tok bir ses duyacaksın, sırtımı delip geçemeyecek bir cümlen fakat aldırma.

   Sonra gideceksin işte. En sağlam ezberim bu gitmelerin, en çok tanıdığım yerin sırtın. Umarım kalmanın acısını yaşamazsın ecel boynunu serinletene dek. Gitmek hasretin oldu, buydu bağrındaki yuvamı yıkan sebep. Senin adın Atalanta bundan sonra. Unutma, senin adın ‘’Atalanta’’...

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Mandy 2

Sen Güzelliğin kaynakçası, Susulanların cesareti, Ömrümün en manidar detayı Nasılsın Mandy? Yokluğunla, Beni terbiye eden temmuzdayız Yokluğundan, Terbiyeyi terk ettiğim temmuzdayız Üşürsen aynaya bak, Yazdan medet umma Güneşin feyzisin Sen, bembeyaz aydınlanırken Seni siyahla kandıracaklar Onlara geceleri uyumadığımı söyle Bu onlara yeter, unutma Özlemim başını ağrıtmasın diye Sana geleceğim gün yutmayı düşündüm  Özlemi yutmayı düşündüm, Sana geleceğim günü, Hayal bile edemezken Bu uzaklık, Damarlarımda karıncalanıyor Bu yabancılık, Bana adımı unutturuyor Yokluk yine adınla başlıyor Mandy, Olmadığın yerler açlıktan kanıyor Ne büyük bir afrikayım sensiz Her gece Süreya'lar içimi kemiriyor İçim Mandy, içim diyorum  Senden alasının, Teğet dahi geçmediği içim... Buralarda deniz, Kıyıdaki kayaları dövmekten usanmış, Göller kan kırmızı bir renk almış, Çocuklar oyun nedir unutmuş, Kelebekler kanatlarından vurulmuş... Yokluğun, Kimsenin gözünün yaşına bakmıyor Sevgili Mandy, Var olma...

Boya

Bendeki bu tufan, Senin yağmuruna değmedi Bunun hatırına, Hatırlasaydın beni nisanlarda Yahut bellemeseydin bana en uzakları, Güneş olmaya niyetlenirdim temmuzuna Tahammül, Aklımın orta yerinde astı kendini Taburesine çelme takan sen, Buna sebep aramaya korkan ben oldum Yazık... Kükresin şimdi boynumdaki urgan, Umurumda mı Yeterki tabureme ellerin değsin Sesin silik, izlerin bulanık Hafızamda eskiyen zerreni eşeliyorum Tanrı kabuklu yarayı sana, Uzun tırnakları bana vermiş  Sen bellemişken bana en uzakları Sen bensizlikle boyarken uzakları, Hoyratça kullanırken gözlerindeki boyaları, En asil siyahı bıraktın bana Ne kahve yapılıyor bu renkle sana, Ne de seni anımsatıyor bana Yemişim asaletini siyahın, Sensiz resim çizmez elim bir kere Kaldırdım attım aklımda bir köşeye  Artık renk değil bu, Sadece bir leke

Merak Açlığı

     Kitapların ulaşmadığı yerlere bunların temini yapılmalı deniyor. Kitaplardan önce o yerlere merakın ulaştırılması gerekiyor. Merak etmeden, arayış içinde olmadan raflarda duran kitaplar kendi anlamına kavuşamaz. Toplumun küçük bir kısmı da olsa, iyi bir şeyler inşa etmek istiyoruz, fakat bu isteğe ulaşan yol seçimini bazen yanlış yapıyoruz. Okunmayacak kitaplardan önce, okumayı merak eden zihinler yaratılmalı.    Çoğumuz gelecekte nerede olurum merakını güdüyor. Kendimi daha ne kadar geliştirebilirim denen merakın tozları bile yok zihinlerimizde. Bilinmezleri, kontrol edemediklerimizi kafamızda ölçüp biçiyoruz. Neticede elimizde somut hiçbir şey kalmıyor. Geleceği tahmin etmekten öteye gidememek bir kenara, mevcut şimdiki zamanı mantıklı kullanmak varken heba etmiş bulunuyoruz. Bugün, yarının acabalarını düşünerek birkaç kuruntu kazanırsınız. Fakat bunun yerine birkaç sayfa bir şeyler okursanız, üst seviyedeki halinize ulaşmak için bir adım atmış sayılırs...