Ana içeriğe atla

Öksürük

 

   İnceliği unutan ruhlarda birikmiş pisliklerle yıkanıyoruz. Her gün… Sokağa çıktığımızda, televizyon izlerken ve hatta düşünürken bile. Toplum olarak geldiğimiz noktanın hesabını kendimize bile veremiyoruz. Teşekkürler, ricalar ve iyi niyetler yamacımızdan ayrılalı çok oldu. Yerini içi paslı çivilerle oyulmuş, kasvet yüklü ruhlar aldı. 

   Kötülük, insanın ruhunda tükenmeyen öksürük… Aslında kötülüğün mantıklı tarafından tutup incelesek, kötülük iyi bir eylem. Zira her şey, kendisinin zıttı sayesinde anlamına kavuşur. Nitekim kötülük, iyiliğin kıymet ve gücünü bilmemizi sağlıyor. Fakat günümüzde bunun da üstüne çıktı. İyiliği anlama taşıması gereken kötülük, bundan daha fazlası oldu. Kötülük biz oldu, biz kötülük… Vicdan denen yüce muhakemenin içimizdeki kapılarını örtüp dünyaya yaptıklarımız inanılmaz safhalara erişti. Öyle ki, iyiliğin esamesinin okunmaması bir kenara, iyilik lüks oldu. Karşılıksız hiçbir alış veriş yok biz insanlar arasında. Öte yandan, herhangi birinin iyi niyetli olmasına ihtimal verme kabiliyetimiz yok oldu. ‘’Bu iyiliği yaptıysa, mutlaka bir çıkarı olmalı’’ düşüncesi yapışıp kaldı ikili birçok ilişkide. Güven, canını teslim etmeden hemen evvel kaçıp kurtardı kendini bizden. Gitmelere, biz kalanların aşina olması bu senaryoda hiçbir zararı azaltmıyor.

   Kusursuz bir hayatı en harika rüyalar bile bahşedemez. Rüyalar bitmeye ve gerçek dışı olmaya mecbur. Dolaylı olarak rüya bile arzulananı veremez. Mükemmel olmayan bir hayatta mükemmeli aramanın yanında, samanlıkta iğne aramak daha gerçekçi. Fakat hayatın bizi ortasında bıraktığı kötü senaryoları sebep olarak kullanıp, sonucunda kötü biri olma arzusunu kamçılamanın insani hiçbir tarafı yok. Çivi çiviyi söker, ancak kötülük kötülüğü harlar. Her bireyin, her geçen gün vicdanının sesini biraz daha kıstığını düşünün, bu durumda güzelliği yaratacak kim kalır?

   Yeniliğe, ilerlemeye, gelişmeye ve üretmeye mecburuz. Zira bu gezegende sosyalliğe mecbur olan varlıklarız. Geriye gitmek, durmak ve ilerlemek adında üç seçeneğimiz var. İlerlemeyi bilmediğimiz sürece, diğer iki seçenek sonumuzu getirmekten başka bir işe yaramaz. İlerlemek bir yana, kötülüğü ele alırsak mevzu bahis sona daha hızlı ulaşırız. Bu hususta yavaşlamamız gerek. Makul bir toplumu bir başka ihtimalle yaratamayız.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Mandy 2

Sen Güzelliğin kaynakçası, Susulanların cesareti, Ömrümün en manidar detayı Nasılsın Mandy? Yokluğunla, Beni terbiye eden temmuzdayız Yokluğundan, Terbiyeyi terk ettiğim temmuzdayız Üşürsen aynaya bak, Yazdan medet umma Güneşin feyzisin Sen, bembeyaz aydınlanırken Seni siyahla kandıracaklar Onlara geceleri uyumadığımı söyle Bu onlara yeter, unutma Özlemim başını ağrıtmasın diye Sana geleceğim gün yutmayı düşündüm  Özlemi yutmayı düşündüm, Sana geleceğim günü, Hayal bile edemezken Bu uzaklık, Damarlarımda karıncalanıyor Bu yabancılık, Bana adımı unutturuyor Yokluk yine adınla başlıyor Mandy, Olmadığın yerler açlıktan kanıyor Ne büyük bir afrikayım sensiz Her gece Süreya'lar içimi kemiriyor İçim Mandy, içim diyorum  Senden alasının, Teğet dahi geçmediği içim... Buralarda deniz, Kıyıdaki kayaları dövmekten usanmış, Göller kan kırmızı bir renk almış, Çocuklar oyun nedir unutmuş, Kelebekler kanatlarından vurulmuş... Yokluğun, Kimsenin gözünün yaşına bakmıyor Sevgili Mandy, Var olma...

Boya

Bendeki bu tufan, Senin yağmuruna değmedi Bunun hatırına, Hatırlasaydın beni nisanlarda Yahut bellemeseydin bana en uzakları, Güneş olmaya niyetlenirdim temmuzuna Tahammül, Aklımın orta yerinde astı kendini Taburesine çelme takan sen, Buna sebep aramaya korkan ben oldum Yazık... Kükresin şimdi boynumdaki urgan, Umurumda mı Yeterki tabureme ellerin değsin Sesin silik, izlerin bulanık Hafızamda eskiyen zerreni eşeliyorum Tanrı kabuklu yarayı sana, Uzun tırnakları bana vermiş  Sen bellemişken bana en uzakları Sen bensizlikle boyarken uzakları, Hoyratça kullanırken gözlerindeki boyaları, En asil siyahı bıraktın bana Ne kahve yapılıyor bu renkle sana, Ne de seni anımsatıyor bana Yemişim asaletini siyahın, Sensiz resim çizmez elim bir kere Kaldırdım attım aklımda bir köşeye  Artık renk değil bu, Sadece bir leke

Mandy

  Bilirsin Mandy, en iyi sen bilirsin Sana olan ezberim, En sevdiği oyuncağıdır yaramazın Bilirsin ne anıları tükettim, Ne gerçekleri süpürdüm aklımdan Sırf olman için tek hatıram. Olur ya bir gün Zaman yakama, Mecburiyet aklıma yapışırsa Ezberini çaldırırsam o gün En sevdiğim oyuncağımla öldür beni Renksiz bir aklın hatırlamasına, Yoktur artık lüzum   Ne çiçeği Mandy, Ne çiçeği sevgilim Sana ormanları bahşettiler Yüklere kantar oldu göğsüm Sana ormanları verdiler Sana, ormanları verdiler Gözündeki tabiatı önüne seremediğim gün Sana ormanları hak bildiler Bunaydı üzüntüm   Yokluk adınla başlar Mandy Açlık yetişir olmadığın topraklarda Cehennem ateşiymiş, Alevin atasıymış Yakarmış, yıkarmış Öyle diyorlar Baksana sen içime Yirmi yıl evvel kül olan bile yanmış Baksana sen içime Yoksun diye kaç cennet kendini asmış Cehennem ateşiymiş, Yakarmış, yıkarmış Ne cehennemi sevgili Mandy Bir kez olsun bak içime...