Ana içeriğe atla

Çoğul Gelişim

 

   Şimdi güzelliğin peşinden koşmak vardı… Ne parası ne pulu… Yalnızca güzelliğe hitap eden konulara sarılıp yaşamak. Şiirden daha fazla anlamayı, klasik kitapların yazım geçmişini öğrenmeyi dilerdim. Oysa şu an aklımda sadece geçmişle alakalı keşkelerim ve geleceğe dair endişelerim var. İnsanları değil, fikirleri çekiştiren bir toplum dilerdim. Öğlen yemeğini yedikten sonra dedikodu yerine stoacı düşünceler masamızı donatsa fena mı olurdu?

   İnsanların birbirlerine katkı sağlaması gerektiğini savunuyorum. Öylesine, laf olsun diye konuşmak yerine daha manidar cümlelerle birbirimizin zihnini doldurmalıyız. Bilgi paylaştıkça çoğalırken, biz anlamdan koparak azalıyoruz. Gün içerisinde hiçbir amaca hizmet etmeyen onlarca sohbetlerin kahramanları oluyoruz ki, anlam arayışındaki hayatımıza yardımcı olmamak bir kenara, ona engel oluyoruz. Birine notalar hakkında ufak bir bilgi verdiğinizi, bu kişinin verdiğiniz bilgiyi genişletip ileride harika bir müzisyen olduğuna şahit olduğunuzu düşünün, bu muazzam bir geri dönüş olurdu. Sohbet sırasında öylesine verdiğiniz ufacık bir bilgi, koca bir yeteneği uykusundan uyandırıyor… Bunun gibi örnekleri yaratmalıyız. Birbirimizi uyarmalı, harekete geçirmeli, kıvılcımları yangına dönüştürmeliyiz. Bunları yapabilmek için işe öncelikle kendimizden başlamak gerek. Neleri yanlış yaptığımızı, neleri yapmadığımızı, bize neyin engel olduğunu vs. ortaya çıkarmalıyız.

   Anlam, insanın vazgeçilmezi olmalı. Bir işi yaparken ‘’Bu işi neden yapıyorum?’’ sorusuna cevap veremiyorsanız şayet, bırakın gitsin. Boşunalığın esiri olmak kolaydır ve başarı, anlamın olmadığı hiçbir yerden barınmaz. Heybenizde bolca cesaret ve sabır biriktirin.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Mandy 2

Sen Güzelliğin kaynakçası, Susulanların cesareti, Ömrümün en manidar detayı Nasılsın Mandy? Yokluğunla, Beni terbiye eden temmuzdayız Yokluğundan, Terbiyeyi terk ettiğim temmuzdayız Üşürsen aynaya bak, Yazdan medet umma Güneşin feyzisin Sen, bembeyaz aydınlanırken Seni siyahla kandıracaklar Onlara geceleri uyumadığımı söyle Bu onlara yeter, unutma Özlemim başını ağrıtmasın diye Sana geleceğim gün yutmayı düşündüm  Özlemi yutmayı düşündüm, Sana geleceğim günü, Hayal bile edemezken Bu uzaklık, Damarlarımda karıncalanıyor Bu yabancılık, Bana adımı unutturuyor Yokluk yine adınla başlıyor Mandy, Olmadığın yerler açlıktan kanıyor Ne büyük bir afrikayım sensiz Her gece Süreya'lar içimi kemiriyor İçim Mandy, içim diyorum  Senden alasının, Teğet dahi geçmediği içim... Buralarda deniz, Kıyıdaki kayaları dövmekten usanmış, Göller kan kırmızı bir renk almış, Çocuklar oyun nedir unutmuş, Kelebekler kanatlarından vurulmuş... Yokluğun, Kimsenin gözünün yaşına bakmıyor Sevgili Mandy, Var olma...

Boya

Bendeki bu tufan, Senin yağmuruna değmedi Bunun hatırına, Hatırlasaydın beni nisanlarda Yahut bellemeseydin bana en uzakları, Güneş olmaya niyetlenirdim temmuzuna Tahammül, Aklımın orta yerinde astı kendini Taburesine çelme takan sen, Buna sebep aramaya korkan ben oldum Yazık... Kükresin şimdi boynumdaki urgan, Umurumda mı Yeterki tabureme ellerin değsin Sesin silik, izlerin bulanık Hafızamda eskiyen zerreni eşeliyorum Tanrı kabuklu yarayı sana, Uzun tırnakları bana vermiş  Sen bellemişken bana en uzakları Sen bensizlikle boyarken uzakları, Hoyratça kullanırken gözlerindeki boyaları, En asil siyahı bıraktın bana Ne kahve yapılıyor bu renkle sana, Ne de seni anımsatıyor bana Yemişim asaletini siyahın, Sensiz resim çizmez elim bir kere Kaldırdım attım aklımda bir köşeye  Artık renk değil bu, Sadece bir leke

Mandy

  Bilirsin Mandy, en iyi sen bilirsin Sana olan ezberim, En sevdiği oyuncağıdır yaramazın Bilirsin ne anıları tükettim, Ne gerçekleri süpürdüm aklımdan Sırf olman için tek hatıram. Olur ya bir gün Zaman yakama, Mecburiyet aklıma yapışırsa Ezberini çaldırırsam o gün En sevdiğim oyuncağımla öldür beni Renksiz bir aklın hatırlamasına, Yoktur artık lüzum   Ne çiçeği Mandy, Ne çiçeği sevgilim Sana ormanları bahşettiler Yüklere kantar oldu göğsüm Sana ormanları verdiler Sana, ormanları verdiler Gözündeki tabiatı önüne seremediğim gün Sana ormanları hak bildiler Bunaydı üzüntüm   Yokluk adınla başlar Mandy Açlık yetişir olmadığın topraklarda Cehennem ateşiymiş, Alevin atasıymış Yakarmış, yıkarmış Öyle diyorlar Baksana sen içime Yirmi yıl evvel kül olan bile yanmış Baksana sen içime Yoksun diye kaç cennet kendini asmış Cehennem ateşiymiş, Yakarmış, yıkarmış Ne cehennemi sevgili Mandy Bir kez olsun bak içime...