Kırıldın, parçalandın ve dağıldın. Bunların seni kuruttuğunu düşünüyordun, çünkü karamsarlığa boyun eğmek kanında var. Bu durumdayken, yaşantının seni kuruttuğunu düşündüğün yerin arka bahçesinde türlü çiçeklerin sulandığını nereden bilebilirdin ki?
Her bir acı, bir başka acıyı doğurabilir veya doğurmayabilir, bu olasılık iki değişkenli ve düşünce biçimine bağlıdır. Bakış açın acıya boyun eğmekten çıkıp acıdan ders çıkarma noktasına geldiğinde, mutlak gelişimin seni yarınlar için yonttuğunu keşfedebilirsin. Bunu keşfettiğinde acıdan kaçmanın değil acı için cesaret pompalamanın daha anlamlı bir eylem olduğunu göreceksin. Orda bir yerde acı var diye yolunu çevirdiğin vakit, iradenin kimde olduğunu sormak isterim sana. Bir hayattan bahsedeceksen, bu hayatın tüm kontrolü senin elinde olmalı. Bir başkasının kontrolünde olan hayat, birkaç kilo et ve kemik taşımaktan öteye gidemez. Hamal değil cesur olmak gerek. Eğer bir şeyler taşımak konuşulacaksa, yalnızca doğru karar veren dinamik bir beyin söz konusu olmalı.
Her acının bir fırsat olduğunu söylediğim anda gülünç duruma düşebilirim, şayet kontrol ve ilerleyişle ilgili problemler yaşıyorsanız tabi. Tam yeni bir şey öğrenecekken okuldan kaçıp konfor alanınıza kurulursanız, ihtiyaç duyduğunuz anda bilgisizlik yüzünden geldiğiniz yönün tersine gitmeye mahkum olursunuz. Yön değiştirmek bilinçli bir tercih olmalı, aciz bir mahkumiyet değil. Mahkum olduklarınıza bakın, hemen ardında acıdan kaçan bir zihin göreceksiniz.
Yorumlar
Yorum Gönder