Bazen olur bu… Her
şey dağılır içinde, sen odanı toparlarken. Karmaşıklığın sana gitmeni söyler.
Fakat bilirsin; gitmek, sen gelmezsen iyidir sadece. Çaresizliğin suyu çıkar
avucunda o sıra. Aynada aramaya kalkarsın kaybettiğin değeri. Üzgünüm,
mutluluğun formülünü aradığın aptal yaşların geride kaldı.
Neyi beceremiyoruz
biz? Dudaklarımızda açan tebessümün ömrü neden bu kadar kısa? Ya tohumundan ya
suyundan, bir şeyler var bizde. Bulmak gerek, bulup kükremek üstüne. Bilmiyorum
yalnızlığımın susması için daha ne kadar konuşmam gerektiğini. Cümleleri tam
parçalanacakken yakalayıp dilimde uyuşturuyor gibiyim. Buna yazmak diyorlar, bir
eylem bu kadar çürütmemeli ruhu.
Karşımıza çıkan
seçeneklerde engellerin bulunmama ihtimali gülünç bir söylem. Hayat mutlaka bir
yerde işleri bozmak için hazırda bekliyor. Bu yarışın hakkı göz yaşları değil.
Gerekirse yalnızlığı yontup mızrak yapmalı, onunla darbeler vurmalı yaşama. Bir
başka silah, bir başka silah daha… Toprağa karışana dek ikinci bir plan yaratın
kafanızda. Hayatın hedefi ikinci planınızı bozmaksa, üçüncü planınız caydırıcı
olmalı. Rakamlardan öte bir husus bu. Ayakta kalma çabası bu, zira sürünmek
onursuzların işi.
Anneniz varsa bir
şeylere katlanmak kolay. Bir şeylere katlanmaksa, annesizlikten çok daha kolay.
Başınızı okşayan bir el, göğsünüzü dolduran bir şefkat olmasa bile, varlığı
kâfidir annenizin. Yere düşersiniz ama sorun değil, anneniz düştüğünüz yere
yastık olur. Düşme korkunuz varsa da sorun değil, anneniz cesaret dolu. Size
bahşedeceği onlarca şey var. Fakat onsuzlukla baş edebileceğiniz hiçbir şeyiniz
yok. Kıymet, toprağa karıştıktan sonra malum olur bu devirde. Siz devrin
aklıyla oynayın, annenizi öpün, toprak olmadan evvel.
Yorumlar
Yorum Gönder